Kimya nedir?

Maddenin özelliklerini, yapısını çeşitli şekillere dönüşmesini, ayrı ayrı maddelerin birbirlerini etkileme şartlarını ve meydana getirdikleri bileşikleri inceleyen, kanunlara, kurallara bağlayan, yeni kanun ve kurallar bulmaya çalışan bir bilim dalıdır.

Konusu madde olan kimya, cisimleri inceleyen fizikten bu yönden ayrılır. Her bilimde olduğu gibi, kimyanın da birtakım gerçeklere ulaşabilmesi için bazı terimlere ihtiyacı vardır. Bunlar daha çok maddesel özellikler belirten terimlerdir. Tabiatta madde 3 ana şekilde bulunur: Katı, sıvı, gaz. Katıların belirli bir biçimleri, hacimleri vardır. Sıvıların belirli biçimleri yoktur, bulundukları kabın biçimini alırlar.

Gazların hem belirli biçimleri, hem de belirli hacimleri yoktur, bulundukları kabın biçimini alırlar, sıkışıp genişleyebilirler. Maddelerin özellikleri İse «fiziksel» ve «kimyasal» olmak üzere ikiye ayrılır. Renk, koku, tad, çözünürlük, ısı ve elektrik iletkenliği gibi özellikler fizikseldir. Suyla ve öteki sıvılarla olan bağıntılar, çeşitli maddelerle olan birleşme özelliği gibi özellikler de kimyasaldır.

Tabiatta her an binlerce olay meydana gelir. Bunlar, başka bir deyimle «maddesel değişmeler» 19'uncu yüzyıldan sonra kesin sınırlarla «fiziksel» ve «kimyasal» olmak üzere ikiye ayrıldılar. Fiziksel olayları, maddenin bünyesini değiştirmeyen olaylar olarak tanımladılar. Kimyasal olaylar İse tersi, yani maddenin özelliklerini değiştirenler şeklinde tanımlandı. Mesela suyun 0°'de donarak «buz» denen katı duruma geçmesiyle, 100°'de kaynayıp «buhar» adı verilen gaz durumuna geçmesi birer fiziksel olaydır.

Bu olaylar sırasında suyun özelliği değişmez. Ama, oksijenle hidrojen birleşince, ortaya yeni bir madde, yani su çıkar. İşte bu da kimyasal olaydır. Yalnız, karbon + su buharı = karbon monoksit + hidrojen örneğindeki bazı olaylarda, olay belirli bir sıcaklıkta bir yana doğru giderken, başka bir sıcaklıkta geldiği yana döner. Böylece ilk konulan maddeler olay sırasında başka bileşikler meydana getirip sonra eski durumlarına dönmüş olurlar. Buna benzer olaylar, fiziksel olaylarla kimyasal olaylar arasında kesin bir sınır çizilemeyeceğini gösterir.

kimya

Günümüzde böyle bir olay için ya «daha çok kimyasal», ya da «daha çok fiziksel» denmektedir. Kimya kelimesinin Türk dilinden geldiği sanılıyor. Sibirya'da oturan Türk boylarında şarkı söyleyip tef çalan, dans eden, böylece ruhlarla ilişki kurarak bazı esrarlı sonuçlar çıkardığına inanılan kimselere «Kam», ya da «Kaman» adını verirlerdi. İlkel toplumlarda rastlanan kabile sihirbazına verilen «Şaman» adı da aynı kelimenin bir başka türlü okunuşundan ibarettir.

Bu ilkel dinsel törenlerde yapılan büyü gösterilerinin kimya biliminin başlangıcı olduğu ileri sürülüyor. Kimya, böylece binlerce yıl boyunca bitkilerden kokulu bazı yağlar, minerallerden basit birtakım metal unsurları çıkarmak gibi metotlardan ibaret kalmıştır. Eskiçağ insanlar» tabiatta rastlanan en basit bileşikleri bile analiz etmek imkanından yoksundu. Eski Yunanlılar, bugün hidrojen ve oksijenin bileşimi olarak bilinen suyun, kimyasal ana elemanlardan biri olduğunu sanıyorlardı. Ama tabiatta rastladıkları birçok cevheri birbirinden ayırt etmesini biliyorlar, bunların Özelliklerini tanıyorlardı.

Ünlü şair Homeros, Odyssoeos adlı destanında Penelope'ye saldıranların öldürülüşünden sonra kan lekelerini çıkarmak için uşakların yerde kükürt yaktıklarını anlatır. Bununla birlikte eskiçağlarda kimya pek az gelişme kaydetti. Ortaçağ'da ise kimya bir bilim olarak doğamadı. Çünkü kimyasal deneylerle uğraşanların aklı sabit bir fikre saplıydı: «Filozof taşı» m bulmak. Güya bu taşın bütün öteki metalleri altına çevirebilecek esrarengiz özellikleri vardı. Bu yolda yapılan araştırmalar büyücülük tekniğini geliştirdi.

Birçok araştırıcı bu yüzden cinler, şeytanlarla uğraşmaktan dolayı ölüme mahkum edildi. Buna rağmen «filozof taşı» meraklısı olan bu ilkel araştırıcıları ilk kimyacılar olarak saymak çok yerinde olur. Kimya bilimini bunların etkisinden kurtaran ilk kimyacı Robert Böyle oldu. 1627 -1691 yılları arasında yaşamış olan bu İngiliz kimyacısı, elemanın tarifini yaparak kimyacının görevinin altın, ya da ilaç yapmak değil, maddeyi inceleyip bileşimini, elemanlarını aydınlatmak olduğunu ileri sürdü, ama Boyle'nin bu fikirleri ilgi görmedi.

Alman kimyacısı Sthal (1660 1734)'ın ortaya attığı «yanan her madde önce içindeki phlogiston'u havaya verir, kendisinde de kireç kalır» kuramını yıkan Fransız kimyacısı Lavoisier (1743- 1794) modern kimyanın kurucusu sayılır. Lavoisier, kimyanın temel kanunlarından biri olan şu ilkeyi ortaya koydu: «Kimyasal olaylarda hiç bir şey kaybolmaz, hiç bir şey yeniden doğmaz. Maddelerin olaydan önceki ağırlıklarının toplamı olaydan sonraki ağırlıklarının toplamına eşittir.»

Lavoisier'den sonra kimya bilimi doğru yolda gelişmeye başladı. Birçok kanunlar, kurallar bulundu. Bunlar arasında Fransız bilgini Proust'un «kimyasal bileşiklerde sabit oranlar» kanunu, İngiliz kimyacısı Dalton'un «kat oranlar» kanunu, İsveçli Barzelius'un «eleman simgeleri» ve «atom ağırlıklarıyla ilgili buluşları kimyanın ana ilkeleri sayılır. Bugün içinde bulunduğumuz atom çağı kimyanın 20. yüzyılda fizikle, öteki yardımcı bilimlerle hızla gelişmesi sonucudur. Kimya biliminde bütün çalışmalar deneylere dayanır. Bilinen ve bulunan bütün kanunların, kuralların deneylerle İspatlanması gerekir.

Kimyada deneyler «çözümleme» (analiz) ve «bireşim» (sentez) olmak üzere ikiye ayrılır. Çözümleme, bilinmeyen bir bileşikte, ya da bileşikler karışımında hangi bileşikler, elemanlar bulunduğunu anlamak, bunları birbirinden ayırmak içindir. Çözümlemede, «Nitel» (kalitatif) ve «nicel» (kantitatif) olmak üzere İki şekilde çalışma yapılır. Birincisinde bilinmeyen maddeyi meydana getiren elemanların bulunması, İkincisinde ise bunların miktarlarının belirlenmesi amacı güdülür. Bileşim, çözümlemenin tersidir. Bu işlemde, çeşitli elemanlardan, bileşiklerden başka bileşikler elde edilir.

Yeryüzünde bilinen eleman sayısı 103tür. Yalnız bunların 91 tanesi tabiatta bulunur, geri kalan 12 tanesi yapmadır. Tabiatta bulunan son eleman «uran» dır. Uran'dan sonraki 11 eleman ve uran'dan önceki «teknetyum» tabiatta bulunmaz. Bulunan elemanların hepsini tanımak, aralarında bir bağıntı kurmak, dolayısıyla incelemelerini kolaylaştırıp bir takım kural ve kanunlarla bağlamak amacıyla Rus bilgini Mendeieyev'le Alman kimyacısı Lother Meyer, 1867'de birbirlerinden ayrı olarak aynı zamanda «çevrimsel (periyodik) sistem» fikrini ortaya attılar.

Böylece tabiattaki 91 elemandan o güne kadar bulunmayanların keşfi, elemanlar arasında değişmez birçok bağıntının kurulması gerçekleşti. Kimya bilimi genel olarak «örgensel olmayan (anorganik) kimya» ve «örgensel (organik) kimya» diye ikiye ayrılır. Bunlardan örgensel olmayan kimya biliminin genel kanun ve kurallarım, tabiatta bulunan bütün elemanların özelliklerini, birbirleri üzerindeki etkilerini, doğan bileşikleri inceler.

Bu bakımdan cansız tabiatı inceleme konusu içine alır. Örgensel (organik) kimya ise canlı tabiat olaylarını doğuran, bu olaylar sonucu doğan bileşikleri İnceleyen kimya bölümüdür. Buna «karbon kimyası» da denir. Kimyada elemanlar birtakım simgelerle belirlenir. Bu simgeleri kimyaya kazandıran İsveçli bilim adamı Berzelius'tur. Simgeler, elemanların atomunu İşaret ettikleri için molekül halinde bulunanları ayrıca belirtmek gerekir.

Örnek: Oksijen atomunun simgesi O'dur. Bir oksijen molekülünü göstermek istersek 02 olarak yazarız. Kimya biliminde çeşitli kimyasal bileşikler simgelerin yan yana, ayrıca birbirlerine göre hangi oranda bulunduklarını gösterecek şekilde yazılarak meydana gelir. Mesela su molekülünün formülü H20 diye yazılır. Kimyasal bir olay kimyasal bir denklemle gösterilir. Bu denklemde olaya giren eleman veya bileşiklerin formülleriyle, olaydan çıkan veya olay sonucu doğan bileşiklerin formülleri yazılır. Eşitlik işareti yerine ok işareti konur. Örnek: C -f- 02 —» C02. Bu denklem karbonun (kömürün) havada yanarak karbon dioksit haline geçişini gösterir. Bir atom karbon bir molekül oksijenle birleşerek bir molekül karbon dioksit meydana getirmiştir.

Sözlükte "kimya" ne demek?

1. Maddelerin temel yapılarını, bileşimlerini, dönüşümlerini; çözümleme, bireşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim.
2. Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey.

Cümle içinde kullanımı

Bu kimya değil ya, olmasa da olur.
Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır.
- R. N. Güntekin

Kimya kelimesinin ingilizcesi

adj. chemical
n. stinks, chemistry
Köken: Arapça

Son eklenenler

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç